11 Mayıs 2009 Pazartesi

Bodrum'da domuz gribi paniği

Bodrum-Milas Havalimanı’nda, İngiltere’den Türkiye’ye gelen 1’i çocuk 2 İngiliz, havalimanındaki termal kamerayla yüksek ateş belirlenmesi üzerine hastanede muayeneye alındı. Bodrum-Milas Havalimanı’na yerleştirilen termal kameranın yüksek ateş belirlediği İngiliz N.D. ve 5 yaşındaki çocuğu E.M., ayrıntılı muayene amacıyla sağlık ekiplerince Milas Devlet Hastanesi’ne götürüldü.

Muğla Valisi Ahmet Altıparmak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, termal kamerayla yüksek ateş olduğu belirlenen İngiliz N.D. ve çocuğu E.M.’nin, sağlık ekiplerince hastaneye götürüldüğünü belirterek, "Termal kamerada yüksek ateş tespit edildiği için şahıslarla ilgili tıbbi tetkikler yapılıyor. Şahısların hastalık olan herhangi bir yere seyahatlerinin olmadığı, ayrıca hastalık olan bir bölgeden gelmedikleri tespit edildi" dedi.

N.D. ve E.M.’den numune alındığını ifade eden Altıparmak, "Alınan sonuçlara göre hareket edilecek. Herhangi bir vaka söz konusu değil. yrıca
şahısların hikayelerinde de böyle birşey söz konusu değil. Sadece ateşleri yüksek. Şahıslar, İngiltere’den hastalık görülmeyen bir bölgeden eliyorlar" diye konuştu.

Gülerken krize girmeyin

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erhan Tabakoğlu, ''Fazla gülmek ve ağlamak astım krizine neden olabiliyor'' dedi.

Tabakoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, astımın her yaştan bireyi etkileyebilen, doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen, tedavi edilmediğinde ise günlük aktiviteleri ciddi olarak kısıtlayan kronik bir hastalık olduğunu söyledi.

Türkiye'de bu hastalığın tedavisi ile ilgili gereken her türlü ilaç ve tedavinin bulunduğunu ifade eden Tabakoğlu, ancak buna rağmen Türkiye'de astımlı hastaların yalnızca yüzde 1,25'inde bir yıl boyunca tam kontrol sağlanabilirken bu oranın batı Avrupa'da yüzde 5,3 olduğunu belirtti.

Astım hastalarının yüzde 90'ının gündüz, yüzde 60'ının da geceleri daha fazla rahatsızlandığını anlatan Tabakoğlu, şunları kaydetti:

''Astımlıların yüzde 80'i günlük yaşamının bu hastalıktan etkilendiğini belirtmekte. Ancak yüzde 43 gibi yüksek bir oranı iyimser bir algılama sonucu hastalığının kontrol altında olduğunu düşünmektedir.

Bu hastalık erişkinlerde iş gücü, çocuklarda okul devamlılığında azalmaya neden olmaktadır. Aynı zamanda hasta iyi tedavi edilmezse fazla gülmek ve ağlamak astım krizine neden olabiliyor. Astım, gelip geçici bir hastalık değildir.

Bu nedenle hastalık belirtilerini tetikleyen faktörler kişiye özgü şekilde tanımlanmalı, bu faktörlere maruz kalmaktan kaçınması önerilmeli ve ilaç tedavisine uyulmalıdır.''

Volkan Konak'tan hastane çağrısı

Karadenizli sanatçı Volkan Konak, Trabzon'a bir onkoloji hastanesinin kurulması gerektiğini söyledi.

Konak, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Bahar Şenliği'nde konser vermek için geldiği Çanakkale'de AA muhabirine, Karadeniz'deki kanser vakalarını birebir Çernobil'e bağlamadıklarını ancak bu patlamanın tetiklediğini düşündüklerini belirtti.

Kanserin yüzde 50'sine yakınının kalıtsal olduğunu, geri kalanının beslenme ve çevre şartlarından ortaya çıktığını, Çernobil'in ise bunu tetiklediğini dile getiren Konak, ''İnsanları şüpheci olmaya davet ediyoruz. İnsanları bilime inanmaya sevk ediyoruz. Bilime inanırsanız kanseri erken yakalarsınız ve erken yakaladığınız kanseri de tedavi edersiniz. Kanserin tedavisi var ilk aşamada'' diye konuştu.

İnsanların Karadeniz'deki kanser vakalarına karşı daha duyarlı olmalarını istediklerini, bunun için gayret gösterdiklerine söyleyen Konak, şunları kaydetti:

''Her şeyi Çernobil'e bağlamıyoruz. Kimse ispatını yapamaz zaten. Çernobil şu kadar etkiledi diyemeyiz. Genetik olarak meyilli olan insanları acaba hızlandırmış mıdır?

Karadeniz'de tam bilimsel bir çalışma yapılmadı. Birtakım çalışmalar yapıldı ama çok başarılı bulduğumuz çalışmalar değil. Halka inen çalışmalar değil. Trabzon'a bir onkoloji hastanesi açmamız lazım, tamamen kanser üzerine, kanser tanısı, teşhisi ve tedavisi yapılan bir hastane.''

Daha uzun yaşamak ister misiniz?

Sigara içmeyen kişilerin kalp hastalığı gibi çeşitli hastalıklara yakalanma şansı daha az, böylece sigara içenlere göre daha uzun yaşıyorlar.

Norveç'te 54 bin kadın ve erkek üzerinde gerçekleştirilen çalışma, Stockholm'de EuroPRevent 2009 Kongresi'nde kamuoyuna sunuldu. Uzmanlar, sigara içmenin, kardiyovasküler ya da çeşitli nedenlerden dolayı ölümle bağlantısının güçlü olduğunu söylüyorlar.

Oslo Üniversitesi'nden ve Norveç Halk Sağlığı Enstitüsü'nden Profesör Haakon Meyer'e göre, çalışmanın sonuçları uzun süreli, mutlak bir çalışmaya bağlı. Sonuçlarının arkasında, 1974 yılında Norveç'in 3 eyaletindeki davet edilen orta yaştaki kadın ve erkeğin temel kardiyovasküler görünteleriyle katıldığı geniş kapsamlı tamamlayıcı çalışma yatıyor. Bu tarihten sonraki 30 yıl boyunca ölümler, düzenli olarak Norveç nüfus kayıtlarına eklendi.

2006-2008 yılları arasında yapılan anket ile katılımcıları sigara içmeyenler, yeni başlayanlar, günde 1-9 sigara, günde 10-19 sigara ve 20'den fazla sigara içenler olarak sınıflandırıldı. Sonuçlar, orijinal 54 bin 75 katılımcıdan, 13 bin 103'ünün devam eden çalışma süresince öldüğünü gösterdi. Sigara içmeyenlerin yüzde 18'iyle karşılaştırıldığında çok sigara içen erkeklerin yüzde 45'inin 30 yıl süreçte öldüğü belirlendi.

Benzer şekilde çok sigara içen kadınların , yüzde 33'ü ölürken, hiç sigara içmeyenlerin sadece yüzde 13'ü hayatını kaybetti.

Zaman online

Meyer, "Bu sonuçlar, sigara içmenin ölüm üzerindeki büyük etkisini gösterdi. Biz burada çok fazla sayıda insan hakkında konuşuyoruz" dedi. Ayrıca, araştırmada sigara içmenin felç ve şeker hastalığı oluşumuyla güçlü bağlantısı olduğu tespit edildi.

8 Mayıs 2009 Cuma

Hamileler bu testi mutlaka yaptırmalı

Manisa Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Selma Tosun, hamilelik sırasında mutlaka Hepatit B testi yapılması gerektiğini vurguladı.

Hepatit B ile mücadele kapsamında Belediye Kültür Sitesi meclis salonundaki düzenlenen toplantıda konuşan Doç. Dr. Selma Tosun, Hepatit B virüsü için doktora başvurarak basit bir test yaptırılabileceğini söyledi.

Hepatit B'nin tedavisin bulunmadığının belirten Tosun, hastalığın ilerlememesi için 6 ayda bir doktor kontrolünün şart olduğunu aktardı.

Selma Tosun, Hepatit B'nin bulaşma yollarını ise şöyle sıraladı: "Çok eşlilik ve korumasız cinsel ilişki. Steril olmayan mikroplu malzemelerle yapılan diş tedavileri. Berberlerde aynı jilet ve usturanın birden fazla kişide kullanılması. Kuaförlerde steril olmayan manikür-pedikür malzemeleri.

Günümüzde özellikle gençlerde artış gözlenen steril olmayan malzemelerle yapılan piercing, kulak delme ve dövmeler. Steril olmayan ortamda toplu sünnet işlemleri, kan kardeşliği, alın ve ense kestirme işlemleri. Uyuşturucu bağımlılarında aynı enjektörün birden fazla kişi tarafından kullanılması."
Türkiye'de her yıl 5 bin kişinin karaciğer kanserinden, 10-15 kişinin siroz ve siroza bağlı komplikasyonlardan hayatını kaybetmesi üzerine Sağlık Bakanlığı 23 şehirde toplantılar düzenleme kararı aldı.

Manisa'da gerçekleştirilen 14. toplantıya özellikle bayanlar büyük ilgi gösterdi.
Toplantıda Hepatit B'nin bulaşma yolları, tehlikeleri, tedavi ve koruma yöntemleri ele alındı.

Dünya genelinde 2 milyar kişi Hepatit B virüsü taşıyor. Dünyada her yıl bir milyondan fazla kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Hepatit B virüsünü Türkiye'de yaklaşık 4.5 milyon kişinin taşıdığı belirtiliyor.

Araştırmalara göre Türkiye'de ortalama yüzde 5 olan taşıyıcılık oranı Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yüzde onlara kadar çıkıyor